Filmler, safsatalar ve psikolojimiz - #2

Bu yazımda kaldığımız yerden devam ederek, safsataları incelemeye devam edeceğim.

Safsatalar

Duygulara Başvurma Safsatası

Ne kadar sert duyulsa da, aslında duyguların mantıkta bir yeri yoktur. Çünkü biliyoruz ki duygular çok özneldir ve herhangi bir şekilde bir ispata dayalı değildir. Tamamen bireysel bir hissiyattır. Bir tartışmada birisinin çıkıp, bu argüman doğru, çünkü ben böyle hissediyorum demesi, tartışmanın selameti açısından oldukça sağlıksızdır.

İnsanlar olarak, makinelerden farklı olarak, duygusal varlıklar olduğumuz için, bu tip kandırmacalara sık sık düşüyoruz. Bu konuda verilebilecek en ekstrem örneğin dini konularda olduğunu düşünüyorum. Pek çok din, bizim dinimize inanmazsanız, ölünce sonsuza kadar cehennemde yanacaksınız! argümanını öne sürer. Bu sayede insanların korku duygusu sömürülerek, yönlendirilmeye çalışılır. Sonuçta sonsuza kadar yanmak alınacak bir risk değildir? Tabiki de bu noktada durup biraz düşününce, pek çok din bunu iddia ediyor, o zaman hangisine inanmalı, yazı tura mı atmalı, yoksa bu işin içinde bir iş mi var?

Savaş Cebeci - cennet cehennem

Bu hata bilimsel ortamlara taşınmadığında faydalı olabilir. Örneğin, bir hastasına ölümcül bir kanser türüne sahip olduğunu haber veren bir doktor, bunu yapmadan önce onunla duygusal bir bağ kurup, ona hayatını dolu dolu yaşadığını anlatıp daha iyi hissetmesini sağlayabilir. Bu öleceği gerçeğini değiştirmese bile hastanın bu konuda daha iyi hissetmesini sağlayabilir.

🎬 House - 08x21 - Life is Pain

Ya da savaşlarda komutanlar, askerlerine cesaret vermek için, milli duyguları kabartıp, onların kendi kendine cesaretlenmesini sağlayabilir. Aslında sayıca dejavantajlı konumda olsalar bile, bu yöntem bazen gerçekten işe yarayabilir. Askerler normalde yapabileceklerinden çok daha fazlasını yapıp savaşı kazanabilir. Bazen.

🎬 All Quiet on the Western Front (2022)

Kuşkusuz, duyguların psikolojimizdeki yeri de çok büyüktür. Korku anksiyeteyle, üzüntü depresyonla kol kola gezer. Bu durumlarda, duygularımızın bizi yönetmesine izin verirsek, odağımız çok daralır ve sağlıklı düşünme yetimiz azalır. Örneğin kaygılı bir ruh hali içinde, ihtimali çok düşük olsa da korktuğumuz şey dışında hiç bir şey düşünemez bir halde bulabiliriz kendimizi. Bu dar bakış açısı içindeyken var olabilecek her şeyi görüp hesapladığımızı zannedip, korkumuzu daha da arttırıp bir kısır döngüye girebiliriz. Bu durumlarda korktuğumuz şeyleri eleştirel düşünerek sorgulayabilmeliyiz. Gerekirse bir başkasına anlatıp, bizim göremediğimiz noktaları anlatmasını isteyebilir, daralmış bakış açımızı genişletebiliriz. Yani olabildiğince mütevazı olup, bir şeyleri göremiyor olduğumuz ihtimalini de kabullenmeliyiz böyle durumlarda.

Photo by Snowscat on Unsplash

Kırmızı Sazan Safsatası

Kırmızı Sazan Safsatasında (İng: red herring) kişi, ortaya dikkat çekici ama farklı bir konu atarak, tartışılan konuyu değiştirmeye çalışır. Bunu genellikle köşeye sıkıştığında veya bir cevabı olmadığında bunu gizlemek için kullanabilir.

-> Dolar yükselince telaşlanıyorum, kur yükselince telaşlanıyorum, ‘eyvah’ diyorum her şey pahalanacak, ülkemizin ekonomisi kötüye gidecek. Endişelenmeli miyiz?
=> Birincisi şunu sorayım size, dolarla mı maaş alıyorsunuz? dolar borcunuz mu var? dolarla bir işiniz var mı?

🎬 Focus (2015)

Bu safsata psikolojimizde bir önceki safsatayla beraber kullanılabilir. Bazen bir düşünce başka bir şey düşünmenizi engeller, sizi olduğunuz yere adeta mıh gibi çiviler, onu çözmeden ilerleyemezsiniz gibi hissedersiniz. Böyle durumlarda da yola devam edebilmeli, sürekli odağımızı çalmaya çalışan bu duygu ve düşünceler üzerinde kontrol sahibi olabilmeliyiz. Örneğin günün sadece belli saatlerini buna ayırmayı kendinize hedef koyabilirsiniz. Meseler sadece onlar üzerine düşünülüp odaklanılarak çözülmez, yolda bambaşka açılar keşfedebilirsiniz.

Kaygan Zemin Safsatası

Elimi verdim, haydi kolumu kap (Kap)
Elimde bir bilet, gidilecek mekânsa, bak, muallak
Sabahla Otogarda Yakaboğaz - Farazi V Kayra

Lisede bir geometri hocamız vardı. Sınıfta en ufak yaramazlık yapan, dersi bölen kişiye hemen “Bugün bunu yapan, yarın adam öldürür.”, “Bugün bunu yapan, yarın vatanını satar!” gibi şeyler söylerdi. Gerçekten de lise çağında derste yaramazlık yapan insanlar vatanını mı satar?

Kaygan zemin safsatası (İng: slippery slope), elimizi verdik, kolumuzu kaptırdık deyimiyle çok güzel özetlenebilir. Bu tartışmalarda çok basit argümanları bile çok hızlı bir şekilde katastrofik bir hale getirip göz korkutma amacı taşır. Bu sayede argümanı öne süren kişi, argümanını savunmaya devam etmekte çok zorlanacaktır. Tabiki de her zaman olduğu gibi burada da işin aslı o kadar basit değildir. A noktasından, aşırı uçtaki B noktasına gitmek mümkün olabilir ama sanki arada başka hiçbir şey olmayacak, hiçbir engel çıkmayacak, ve A olursa B de otomatikmen hızlıca ve kesinlikle olacak diye varsaymak, çoğu durumda mantıksal bir hatadır özellikle de ortada bunu destekleyen herhangi bir kanıt yoksa.

Güncel bir örnek vermek gerekirse, AI’ya bu kadar güvenip işlerimizi devredersek, yarın isyan edip insanlığı köleleştirecek diyenleri görmüşsünüzdür. Bu tabiki de imkansız bir şey değil ama bahsedildiği gibi bu iki A ve B noktası arasında çok fazla durak var. Arada sanki başka hiçbir şey olmayacakmış gibi bir anda distopya filmine bağlamak olayı fazla romantize etmektir.

Güldür Güldür Show 110. Bölüm - Doğu Demirkol

Bu safsata, anksiyetenin en çok kullandığı silahlardan birisidir. Şu olursa bu da olur diyip, korkunuza korku katar. Ufak bir mide rahatsızlığını, kalp krizine kadar götürebilir, ya da ufak bir baş ağrısını, beyin tümörüne bağlarken bulabilirsiniz kendinizi. Yine arada atlanan onlarca durağın farkına varabilmek, rahatlamakta yardımcı olacaktır.

🎬 Star Wars I - Yoda

Yenilik/Geleneksellik Safsatası

Bir şey sırf yeni olduğu için eskisine göre daha iyi veya üstün olduğunu sanmak mantıksal bir hatadır. Bana kalırsa bu yanılgının en büyük sebebi kapitalizm. Aslında bu yanılgının tam zıttı da başka bir safsatadır. Bir şeyin yıllardır yapılıyor olması, geleneksel olması onun doğru veya iyi bir şey olduğunu göstermez. Her şeyde olduğu gibi bu konuda da bir yargıya varabilmek için deney ve gözleme ihtiyaç vardır. Bir şey sırf daha yeni veya yıllardır yapılıyor diye doğru demek safsatadır. Bu tip kestirmeler her ne kadar, daha az enerji gerektirdiği için, insan beyninin çok hoşuna gitse de, teyite muhtaçtır ve yetersizdir.

🎬 Idiocracy (2006)

Döngüsel Düşünme Safsatası

-> Allah var.
=> Nereden biliyorsun ?
-> Çünkü kitapta öyle yazıyor.
=> Peki, kitabı kim yazmış?
-> Allah.

En basit şekilde böyle örnek gösterebileceğim döngüsel düşünme safsatası (İng: circular reasoning, Lat.: petitio principii), bozacının şahidi şıracı deyimine de cuk oturmaktadır.

🎬 After Life (2019)

Bu safsata psikolojide karşımıza ruminasyon olarak çıkar. Kişi kafasının içinde, dönüp dolaşıp aynı düşünceleri düşünür ve kendini içinden çıkılmaz bir sarmalın içinde bulur. Adeta çamura saplanmış bir arabanın patinaj çekerek oradan çıkmaya çalışması gibi. Böyle durumlarda, düşünerek, o sarmaldan çıkmaya çıkmak yerine, yola devam etmeli. Gerekirse arabayı bırakıp, yürüyerek de olsa yola devam etmeli. İleride belki o geride bıraktığınız sorunu çözebileceğiniz farklı bir yol bulabilirsiniz, veya yolda ilerledikçe, o sorun sorun olmaktan çıkabilir. Yolun ne getireceğini bilemezsiniz, ama bu sarmaldan çıkmadığınız sürece, farklı bir sonuca ulaşamazsınız.

Hatalı İkilem Safsatası

Hatalı ikilem safsatası (İng: false dilemma), karşılaşılan bir durum karşısında, öyle olmamasına rağmen, sanki sadece iki opsiyon var ve bu ikisinden biri seçilmek zorundaymış sanıldığında ortaya çıkar.

Ya sev, ya terket!

Neredeyse her zaman iki seçenekten fazlası vardır.

  • Feministlerin bazı davranışlarını eleştiriyor olmak, kadın düşmanı olmak demek değildir.
  • Dindar biri olmamanız, ateist olduğunuz veya dinen günah sayılan bütün eylemleri yaptığınız anlamına gelmez.
  • Et tüketmeniz, hayvanların yaşadığı şartları destekliyor olduğunuz anlamına gelmez.
  • Kedileri sevmeniz, köpekleri sevmediğiniz anlamına gelmez.
  • Ağaçları korumaya çalışmanız, dünyadaki açlığı umursamadığınız anlamına gelmez.
  • Bir kadın hem kariyer, hem çocuk yapabilir.
  • Bir dine veya doğaüstü tek bir olaya inanmanız, süpernatural olan her şeye inandığınız anlamına gelmez. Bu kaygan zemin safsatasıyla da ilişkilendirilebilir.
  • Hayatta sadece kazananlar ve kaybedenler yoktur. Hayat bundan daha komplekstir.
  • Kaderinize razı gelmek, başınıza gelen her şeyi kabullenip, bu konuda hiçbir şey yapmamak değildir. Hasta olduğunuzda ilaç kullanmak, kaderinize karşı gelmek, Allah’a isyan etmek değildir.
  • Not all those who wander are lost

Bu psikolojide de yeri çok önemli olan bir safsatadır. Depresyon ve anksiyete gibi rahatsızlıkların en önemli sebeplerinden biri hayatı siyah beyaz olarak görmektir. Hayatın ya yekpare bir anlamı vardır, ya da tamamıyla anlamsızdır gibi.

🎬 Duvara Karşı (2004)

Orta Yol Safsatası

Hatalı ikilem ne kadar safsataysa, onun tam zıttı da safsatadır. Yani verilen seçenekler arasında her zaman bir orta yol olmalı ve o yol da en doğru yoldur demek ayrı bir safsatadır. Bazen gerçekten de uçlardan biri daha doğru bir seçenektir. Bunu tabiki yine bilimsel yöntemlerle ispatlamak gerektedir.

Bir puro bazen sadece bir purodur

Ne şiş yansın ne kebap

🎬 The Office - s6e25

Post Hoc Safsatası

Tam latince adı Post hoc ergo propter hoc olan bu safsata, türkçeye bundan sonra, demek ki bundan dolayı olarak çevrilebilir. Sırf B olayı, A olayından sonra oldu diye, B olayının sebebinin A olayı olduğunu iddia etmektir.

  • Falcı üç vakte kadar aşkı bulacağımı söyledi. Bir sene içerisinde aşkı buldum, demek ki falcı geleceği görmüş.
  • İzmir’de deprem oldu, çünkü çok zina yapılıyordu.
  • Başına kötü olaylar geldi çünkü çok kötülük yaptı.
  • Kurşun döktürdükten sonra başına bir daha kötü bir şey gelmedi.

Aslında görebileceğiniz gibi bu safsata algıda seçilikle de iç içedir. Çünkü olayları istediği gibi yorumlayabilmek için, sadece işine gelen taraflarını görür.

🎬 Taste of Cherry (1997)

Zihin Projeksiyon Safsatası

Platon'un mağara alegorisi

Zihin projeksiyon safsatası (İng: mind projection fallacy), kişi dünyayı nasıl görüyorsa, gerçekten öyle olduğunu iddia ettiğinde ortaya çıkar. İlk bakışta zaten öyle değil mi diyebilirsiniz ama beynin hata yapmaya ne kadar müsait bir organ olduğunu unutmamak gerekir. Kendi gördükleriniz bile, koşullar değiştiğinde birbiriyle çelişebilirken, dünyayı bire bir olduğu gibi gördüğünüzü iddia etmek safsatadır.

A ve B noktalarının rengi aynı olmasına rağmen, resmin bütününe bakınca farklı görünüyor

Burada sorun, aslında Platon’un mağara alegorisine kadar gitmektedir. Hepimiz dünyayı beynimizin oluşturduğu gerçeklik üzerinden deneyimliyoruz. Eğer diğer insanların da var olduğuna inanıyorsanız, herkesin gerçekliğinin biricik olduğunu kabul etmek çok zor değildir. Yani 8 milyar insanın oluşturduğu 8 milyar farklı dünya gerçekliği ve tek bir dünya var. Dünya gerçekliğini olduğu gibi görebilmenin yollarından biri bilimin sunduğu ölçüm cihazlarını vs. kullanmaktır. Bir diğeri tabiki de dinlerin sunduğu farklı yollardır.

🎬 The Matrix (1999)

İkinci partın sonu

Safsataları incelediğim yazı serisinin ikinci partının sonuna geldik. Bu partta gerçekten çok sevdiğim film ve dizilerden sahnelere yer verme fırsatım oldu. Aynı şekilde diğer partlarda görüşmek üzere. Bu yazının parçası da Mansur Ark’tan gelsin;